Mamanın Solucanların Çoğalmasında Etkisi | Rivasol ®

mamanin-solucanlarin-cogalmasinda-etkisi

Vermikültür uygulamalarının ana ekseni olan solucanların beslenmesi konusunda çoğu zaman çeşitli sorunların yaşandığı bilinmektedir. İşin güzel tarafı bu sorunların tüm dünya genelinde yaşanıyor olmasıdır; bu neden güzel bir şey olsun ki, diye soracak olursanız, şu yanıtı verebilirim: Bunun anlamı, bu sayede birilerinin kalkıp bu konuları akademik ölçekte inceleyip bizlere cevabı verecek olmasıdır. Nitekim öyle de olmuştur.

Bahsi geçen ürüne Latince üzerinden İngilizce adıyla vermicompost demekteyiz. Yani solucanlar tarafından üretilen kompost… Neden solucanlar tarafından üretilen gübredemiyoruz da kompost diyoruz peki? Çünkü verilen yemin tamamı solucanlar tarafından bütünüyle tüketilemezler. Bir kısmı diğer sistem sakinleri tarafından ayrıştırılırlar. Bundan ötürü, gübre yerine kompost demek daha anlamlı bir ifade olacaktır. Güncel kullanımda gübre dememize bakmayın siz…

Solucanlarımız, onlara ne kadar ideal bir yem verirsek o kadar mutlu ve üretken olan canlılar grubundadır. Yani nankör canlılar değillerdir; ancak onları kandıramazsınız. Bu noktada bizlere isyan edecek bir iletişim kanalları olmadığı gibi, damak zevklerini belirtecek bir iletişim organları da yoktur. Solucanlar tepkilerini bizlere çok daha başka yollarla verirler ve bunun neticesi de yaptığımız işi çok ciddi etkiler: Eğer solucanlara ideal ortamı hazırlayıp, ideal yemi vermezsek hedeflediğimiz neticelere de erişemeyiz, ancak eriştiğimizi sanırız.

Solucanlar İçin Hazırladığımız Yemin Kalite Parametreleri

Nem; partikül büyüklüğü; fermantasyon süreci ve süresi; içeriğin besin zenginliği; ışık düzeni; ısı vd parametrelerden bahsediyoruz. Ancak tüm bu parametreleri bir kenara bırakılacak olursak, en temelde öne çıkan asıl parametre C/N dengesidir.

İyi ve tüketilebilir bir solucan yeminin C/N oranının çok düşük olmaması gerekir.

Çünkü C/N oranı ne kadar çok düşerse son aşamada solucanların beslenmesi, üreme ve çoğalması o oranda azalır. Bir kompost ne kadar çok olgunlaşırsa (dengeli hale gelene dek), C/N oranı da o kadar düşer. Çünkü Karbon © ya CO2 olarak atmosfere karışır ya da bakteriler tarafından ayrıştırılır ve bir kısmı da hücre duvarı yapımında kullanılır. Tabi bu işlemler esnasında ortamdaki N’de bir taraftan enerji kaynağı olarak kullanılırken, diğer taraftan da amonyak gazı olarak atmosfere karışır. Bu durum, farkında olsanız da olmasanız da uygulamalarda bizzat görmüş veya tanık olmuş olmanız gereken kesin bir süreçtir.

Bunun bir sonucu olarak C/N oranı düşük olan yemde solucanlar yeterli beslenme oranına sahip olamazken üreme ve çoğalma durumları da sekteye uğrar. C/N oranı yüksek olan yemlerde hâlâ bakteriyel ve mantar ayrışması devam ettiğinden dolayı solucan bu tür ortamlarda çok daha efektif olarak çalışırlar.

Diğer taraftan İspanya’dan M.Aira ve ark. yapmış oldukları çalışmada besin kalitesinin sadece solucan nüfusunun ölçüsünü (büyüklüğünü) etkilemekle kalmadığını, aynı zamanda onların büyümesini ve üreme oranlarını da etkilediğini tespit etmişlerdir.

Söz konusu çalışmada domuz gübresinin C/N oranının, mikrobiyal biyokütleye ve mikrobiyal aktiviteye ve ayrıca Eisenia fetida solucanın büyüme ve çoğalmasına olan etkisi araştırılmış.

Çalışmada 12 adet solucan besleme yığını kullanılmış. Bunlardan 6 tanesinde düşük ve diğer 6 tanesinde ise yüksek C/N oranlı domuz gübresi kullanılmış.

Ayrıca 6’şarlı bu iki temel kümenin her birinin üç tanesinde solucan kullanılmamış (kontrol grubu amacıyla) fakat diğer üç tanesinde ise her bir yığına 500 adet erişkin solucan konulmuş.

36 hafta sonunda, C/N oranının solucanların sayısını ve nüfus yapısının belirgin olarak etkilediği tespit edilmiş; şöyleki C/N oranı yüksek olan yığında 7 kat daha fazla solucan tespit edilmiş. Bu arada, düşük C/N oranı uygulamasında solucan nüfusunun olgun solucanlardan (%60) meydana geldiği ve ortalama ağırlıklarının daha yüksek olduğu tespit edilmiş. Yani solucanlar üreme yerine sadece beslenip irileşmeyi tercih etmişler.

Bununla birlikte, yüksek C/N oranı uygulaması yapılan yığınlarda solucan nüfusun, daha çok genç solucanlardan ve yumurtadan yeni çıkmakta olan solucanlardan (%70) oluştuğu fark edilmiş. Yani nüfus artışı ve buna bağlı olarak daha yüksek bir yem tüketimi söz konusu olmuş.

Bu arada tüm uygulamalarda çözünmüş organik karbon tüketimi gözlenmiş. Solucanlar genç modüllerde (yani yeni kurulan yığınlarda) mikrobiyal biyokütle ve aktivite artışına sebep oldukları halde, daha eski modüllerde (yani zamanla olgunlaşan yığınlarda) bir düşüş gözlenmiştir. Çalışmaya göre kullanışlı karbonun azalması, solucanlar ve mikroflora arasında meydana gelen ilişkiyi ise etkilememiş.

Solucanların yüksek C/N oranına sahip yem katmanında daha çok mutlu olduğunu gösteren bir başka çalışma ise Çek Cumhuriyetinden Hanc ve ark. tarafından yapılmıştır.

Yapılan bu ikinci çalışmada yem olarak evsel atıkların kullanılmış ve 12 ay boyunca vermikompostlamaya tabi tutulan bir yığın üzerine inceleme yapılmış. Buna göre, dikey akışlı sistemden (yani bizim SAS dediğimiz) elde edilen 12 aylık solucan gübresi farklı kalınlıklarda 5 katmana bölünmüş. 30 cm yüksekliğinde olan ve yaklaşık olarak son 3 aydır işlenmekte olan en üst katmanda yemin kısmen ayrıştığı, pH ve C/N değerinin daha yüksek olduğu tespit edilmiş. Bu tespit, solucan gübresi üreten herkesin yakından bildiği bir durumdur. Neticede solucanlar en üst katmanda henüz yemi yemeye ve işlemeye devam etmektedirler.

İşte bu en üst katmanda solucanların nüfusu doğal olarak daha yoğun bulunmuş. Ayrıca yine bu en üst katmanda en yüksek oranda bakteri ve mantar tespit edilmiş. Bu nedenle daha ziyade bitki koruma amaçlı olarak bu üst katmanın kullanılabileceği belirtiliyor. Bu da vermikompost çayı yapanlar için bir ipucu olsun…

Daha alt katmanlarda bulunan gübrenin daha olgun olduğu tespit edilmiş. Buna göre, daha düşük amonyak azotu içeriği; daha düşük amonyak/nitrat azotu oranı ve daha düşük kullanışlı karbon içeriği tespit edilirken; daha yüksek iyon değişim kapasitesi tespit edilmiş. Ayrıca yine bu alt tabakalarda daha yüksek elektriksel iletkenlik; toplam besin içeriği; mevcut magnezyum içeriği ve nispeten daha büyük bir bakteri/mantar oranı için tespit edilmiş. Bu tespitler ışığında daha alt katmanların ise daha çok gübreleme amaçlı olarak kullanılabileceği belirtilmiş. Bu ipucu ise gübre üretmek amacında lan herkese gelsin bakalım…

Malezya’dan Rupani ve ark. palmiye yağı çıkarıldıktan sonra arta kalan atıkların kompostlanması üzerine yaptıkları çalışmada şu bilgiyi paylaşırlar: Vermikompostlama sürecinde açığa çıkan elementler arasında Karbon/Azot (C:N) oranı, mikrobiyal bozunma (ayrışma) süreci bakımından anahtar rol oynamaktadır. Mikroplar kompostlama sürecinde hızlı bir şekilde çoğalmak için Azota (N) ihtiyaç duyarlar. Peki eğer mutlu bir solucan ailesi için yüksek C/N oranına ihtiyaç var ise, solucanlar ihtiyaç duyduğu bu azotu nereden temin edeceklerdir? Malum, yüksek C/N oranı demek C kaynağının fazla N kaynağının ise az olması demektir.

Devam edelim bakalım:

Hindistan’dan Suthar adlı araştırmacıya göre, solucanlar vermikompostlama sürecinde vücutlarından sağladıkları boşaltım ürünleri ile (mukus, vücut sıvıları, enzimler) sistemin azot seviyesini iyileştirirler. Ayrıca vermikompostlama süreci buyunca ölen solucanların bedenlerinin çürümesiyle de azot seviyesinin arttığını belirtir. İşte aradığımız cevap! Demek ki, bir çelişki gibi gözüken durum aslında gayet mantıklı bir yolla çözülmüş. Yani solucanlar ihtiyaç duydukları azotu kendi imkânlarıyla temin edebiliyorlarmış.

Böylece mikroorganizmalar, yüksek C/N oranına sahip olan bir yemdeki C’u ayrıştırmak ihtiyaç duydukları azotun bir kısmını solucanların vücutlarının sağladığı azottan tedarik ederler.

Yüksek C/N oranının solucanların çoğalmasında etkili olduğuna dair bir veride Hollanda ve Danimarka’dan Nigussie ve ark. tarafından sağlanmıştır. Çalışma, yeme kararsız karbon kaynaklarının eklenmesinin karbondioksit ve metan emisyonlarını ve solucan büyümesini arttırdığını, ancak azot oksit emisyonlarını etkilemediğini göstermiş. Sonuç olarak vermikompostlama, normal kompostlaştırmadan kaynaklanan nitrojen kayıplarını ve sera gazı emisyonlarını azaltmada etkilidir.

Yani daha açık ifade edecek olursak, C/N oranı yüksek olduğunda C kaynağının bir kısmı sistemde kalmakta ve bir kısmı da bakteriler tarafından kullanılmakta iken kalan kısmı da CO2 olarak kayba uğramaktadır. Fakat diğer yandan ciddi bir N kaybı olmamaktadır. Bu arada solucanlar ise daha sağlıklı olarak büyümekteler.

Solucan Yemi Olarak Bitmiş Kompost

Yukarıda bahsettiğimiz gerekçelerle solucanlara verilen yemin yarı fermente olmasını tavsiye ediyoruz. Çünkü kararlı hale gelmiş olan tam fermente kompost belki iyi bir mikroorganizma sağlayıcıdır ancak diğer yandan orta derecede kurudur ve C:N oranı da orta-düşüktür. Fakat biz yüksek C/N ornı istiyoruz. O halde tem fermente yemden mümkün olduğunca uzak durmaya bakmanızı tavsiye ederim.

Özetin Özeti:

Solucanlara vereceğimiz yemin C/N oranı ne kadar yüksek olursa, solucanlar o kadar hızlı çoğalıyor ve buna bağlı olarak da yem tüketimi hızla artıyor. Solucanlara verdiğimiz ve doğru koşullarda hazırlanmış olan yeni yemin C/N oranı her zaman daha yüksek olduğu için solucanlar, özellikle Eisenia fetida türü, hep yemlemenin yapıldığı bu en üst katmanda daha yoğun bir faaliyet içinde olurlar. İşte yapılmış olan ikinci çalışma tam da bunu tespit ve teyit ediyor. Üst katman daha yüksek C/N oranına sahip olduğu için, dengede olmayan pH’a rağmen, o bölgede daha çok solucan yaşar

Bu noktada ufak bir ilave yapmak gerekirse, bildiğiniz üzere solucanlar kahve telvesini severler. Aslında kahve telvesi asidik yapıya sahiptir. Peki asidik olmasına rağmen neden severler? Çünkü kahve telvesinin C/N oranı solucanlar için idealdir (birçok benzeri malzemeye göreyse yüksektir.)

Farklı kaynaklarda da belirtildiği gibi kahve telvesinin Karbon/Azot oranı (C/N) yaklaşık olarak 20:1 şeklindedir. Yani ilk kompostlama oranı olan 30/1 oranına çok yakın… Anlaşılacağı gibi C/N oranı işin kilit noktasını oluşturuyor.

Solucan yemi hazırlanırken kullanılabilecek olası yem kaynaklarına birkaç örnek verelim:

İnek gübresi C/N oranı: 18
Koyun gübresi C/N oranı: 22
Çiftlik gübresi (ortalama değer)C/N oranı: 14

Ortalamasını alırsak: 18

Burada elde ettiğimiz ortalama değer olan 18 gübrelerin ham iken sahip olduğu C/N oranı değeridir. Bu gübreler karıştırılarak fermente edildikleri zaman C/N oranları hızla düşüşe geçer. Son aşamada kompostlama işlemi tamamlandığı zaman ne olacağını bilmek için laboratuvar ölçekli bir test yapmak gerekir, ancak şunu net olarak söyleyebiliriz ki, ham kaynağın değeri olan 18’den düşük olacaktır. Yani yem olabilecek her türlü ham maddeyi kompostlamaya tabi tuttuğumuz zaman bu değerler daha da düşüyor. İşte solucan kabındaki C/N düşük iken içine koyduğumuz kahve telvesi 20:1 ile hemen cazibe kaynağı haline geliyor.

Son sözü söylemek gerekirse, sağlıklı bir solucan sistemi işletmek için yemin C/N oranını çok fazla düşürmeden, yarı fermente yem kullanmaya dikkat etmek gerekir. Daha ileride yapılacak olan çalışmalar aksini ispatlayana dek, gerçekler bunlardan ibarettir.

Yazar: Savaş Gönen

Kaynaklar:

1) M.Aira, F.Monroy, J.Domínguez: C to N ratio strongly affects population structure of Eisenia fetida in vermicomposting systems
2)Ales Hanc, Tereza Castkova, Stanislav Kuzel, Tomas Cajthaml: Dynamics of a vertical-flow windrow vermicomposting system
3) P.F. Rupani, A. Embrandiri, M. H. Ibrahim, A.K.M. Omar, C.T. Lee: Kinetic evaluation of carbon to nitrogen ratio in relation to different POME-PPF mixture during vermicomposting process.
4) Suthar: Potential utilization of guar gum industrial waste in vermicompost production.
5) Abebe Nigussie, Thomas W.Kuyper, SanderBruun,Andreasde Neergaard: Vermicomposting as a technology for reducing nitrogen losses and greenhouse gas emissions from small-scale composting

Etiketler: solucan maması, solucan maması yapımı, solucan maması nasıl hazırlanır, solucan maması üremede etkisi, kırmızı solucan maması, solucan yemi, kırmızı kaliforniya solucanı maması
Temmuz 02, 2018
Listeye dön