Aydınlı solucan gübresi üreticisi Op. Dr. Cezmi Saday, Aydın, Antalya ve İzmir Foça’da kurduğu tesislerde 400 milyon civarında solucan kullanarak, yılda bin ton organik solucan gübresi üretiyor.

Ediz VERDİOĞLU- Denge Gazetesi- Türkiye genelinde özellikle son yıllarda üretimi artan solucan gübresi pazarı büyümeye devam ediyor.

Asıl mesleği olan çocuk cerrahisi uzmanlığından sonra tarım, gübre ve solucan işine giren Dr. Cezmi Saday, üniversitelerle bilgi alışverişinde bulunurken, kendi arazilerinde de üretimi sürdürüyor. Aydın’ın Efeler İlçesi’ne bağlı Kardeşköy Mahallesi’nde 15 yıldır solucan ve solucan gübresi üreten Dr. Cezmi Saday, solucan üretimi ve solucan gübresinin organik tarım için çok önemli olduğunu söyledi. Türkiye Solucan Gübresi Üreticileri Derneği’nin (TOSGEB) Bilim Kurulu Başkanı da olan Saday, doğru uygulamayla Türkiye’nin solucan gübresi üretiminde dünyada lider olabileceğini söyledi. Op. Dr. Saday, “Tarımsal ve hayvansal atık bolluğu açısından çok zengin bir ülkeyiz. Heba olan bu devasa atık, altın bir fırsat. Organik gübre ve organik solucan gübresi üretmek için müthiş bir hammadde” dedi. 15 yıldır sürdürülebilir ekolojik kalkınmayla uğraştığını belirten Dr. Cezmi Saday, “Aydın, Antalya ve İzmir Foça’da katı ve sıvı solucan gübresi üreten tesislerim var. Bu anlamda yurtdışında Kenya, Özbekistan ve Kırgızistan’da yürüttüğüm çalışmalar var. Toplam 400 milyon civarında var olan ‘Kırmızı California’ denilen kırmızı kompost solucanlarla organik gübre üretimi yapıyorum. Bu solucan üretim çiftliklerimde organik atıkları, biyolojik atıkları, belediyelerin biçtiği çimleri, kağıt atıklarını, sanayiden çıkan birtakım kimyevi atıkları Kırmızı Kalifornia solucanının sindirim sisteminden geçirerek çok değerli bir gübre üretiyoruz” diye konuştu.

“40 YIL UZAK KALDIĞIM KÖYÜME DÖNDÜM”

15 yıl önce bir seyahat yaparak mesleğimden dolayı 40 yıl uzak kaldığı köyüne döndüğünü anlatan Dr. Saday, şöyle konuştu: “Gördüğüm manzarada, eskiden olan elma ağaçları ve üzüm bağları yok olmuştu, köy neredeyse terk edilmişti. O zaman bir karar alarak bulunduğum köyden arazi satın aldım. Çocuklarıma ve gelecek dünyaya zaman içerisinde yetişerek büyümeleri için yaklaşık 40 bin ağaç diktim. Daha sonra bunları organik yaparken problemle karşılaştım. Maalesef organik ve sürdürülebilirlik, ticaret yapmanın bir şekli olmuş. Kimyasal organik ilaçlar ve ithal olan gübrelerle bu işi sürdüremediğim için çözüm arayışı içerisine girdim ve o esnada solucan gübresi ile tanıştım.”

“TÜRKİYE’DE NESLİ TÜKENMEKTE OLAN SOLUCAN NESLİ VAR”

15 yıl önce solucan gübresiyle tanıştıktan sonra dünyada bu işi yapan bütün ülkelere seyahat yaptığını ve tesisleri gezdiğini ifade eden Dr. Cezmi Saday, “Üniversitede arkadaşlarla beraber pek çok akademik çalışma yürüttük ve o günden bugüne geldik. Türkiye’de nesli tükenmekte olan solucan varlığından bahsediliyordu. Şuan Türkiye’de nesli tükenmekte olan solucan nesli var. Türkiye’nin pek çok yerlerinde ‘Kırmızı California’ denilen ama esasen komposto solucanları şuan faaliyet gösteriyor” ifadesini kullandı.


“AYDIN’DA YILDA 1 MİLYON TONDAN FAZLA HAYVAN GÜBRESİ ATILIYOR”

Saday, tüm tarımsal ve hayvansal atıkların solucan ve solucan gübresi üretiminde kullanıldığını kaydederek, şunları söyledi: “Örneğin Aydın’da zeytinyağı enstitüsünden çıkan prina, şehirde biçilen çimler, üzüm ve şarap fabrikasından atılan cibre, hayvan gübresinin kendisi ve tarlalarda kalan tarımsal atıklar gibi her türlü atıklar, solucan ve solucan gübresi üretiminde kullanılıyor. Türkiye’nin heba edilen hayvansal ve tarımsal atıkların miktarı yılda yaklaşık 500 milyon ton. Aydın sınırları içerisinde 500 bine yakın büyükbaş hayvan var. Bunların her birinin günde 40 kilo dışkı çıkardığını düşünürsek, Aydın’da yılda 1 milyon tondan fazla hayvan gübresi atılıyor ve bunlar değerlendirilemiyor, heba ediliyor. Biz bunu ekonomiye kazandırmak zorundayız.”

“TÜRKİYE’NİN KİMYASAL GÜBRE TÜKETİMİ YILDA 8 MİLYON TON”

Türkiye olarak uzun yıllardır kimyasal gübre kullandıklarını ve şuan Türkiye topraklarına baktıklarında toprakların yüzde 95’inin organik madde içeriğinin yüzde 1’in altında olduğuna dikkati çeken Op. Dr. Cezmi Saday, “Türkiye’nin kimyasal gübre tüketimi yılda 8 milyon ton. Bunun yüzde 97’si dışa bağımlı. Yani biz kimyasal gübreyi üretirken ham maddeyi dışarıdan satın alıyoruz. Yani hem paramızı, hem de toprağı kaybediyoruz” dedi. Solucan gübresinin tarım yapılan her yerde kullanıldığını söyleyen Saday, “Kentsel ekolojiye önem vermemiz gerekiyor. Fide ve fidan üretiminde hiçbir gübreyi köke temas ettiremezken, solucan gübresini direk köke temas ettirebilirsiniz. Tamamen doğa dostu olduğu için içerisinde çok fazla bitki koruma faktörleri, anti bakteriyel faktörler, büyüme hormonları, vitaminler ve enzimler var. Solucan gübresini topraksız tarımdan buğday tarımına, pancardan mısıra ve seracılığa kadar tarım olan her yerde kullanabilirsiniz” diye konuştu.

“SOLUCAN GÜBRESİ GELECEK VADEDİYOR”

Türkiye’nin ikliminin kırmızı kompost solucanları için çok elverişli olduğunu kaydeden Op. Dr. Cezmi Saday, şunları kaydetti: “Ayrıca Türkiye atık cenneti. Türkiye’de kullanılmayan büyük miktarlarda hem kalite, hem de çeşit açısından tarımsal ve hayvansal atıklar var. Biz hem iklimi, hem atıkları birleştirirsek ve solucanları devreye sokarsak Türkiye, kendi atıklarının onda birini değerlendirebilse, tüm kimyasallardan kurtulur. Yaklaşık 8-10 milyar dolar cebimizde kalır, topraklarımız yeniden rehabilite olur. Gıda güvenliği açısından saygın bir ülke haline gelebilecek olan Türkiye, böyle bir sektörde lider olabilir ve tüm dünya ülkelerine sürdürülebilir ekolojik kalkınma modeliyle örnek bir ülke olur.”

“DEVLET TEŞVİKLERİ ÖNEMLİ”

Solucan gübresi üretimi ile ilgili yasal düzenlemelerin yapılarak, kayıt dışı üretimlerin önlenmesi gerektiğini belirten Saday, devletin bu konuda teşvik edici ve şefkatli davranması gerektiğini söyledi. Dr. Cezmi Saday, solucanların yaptığı gübrelerin tarımsal ürün olduğunu anlatarak, “Yani tarım enstitüsünden çıkarılıp, tarım ürünü haline getirilmesi lazım. Bakanlık, gerçekten milli tarıma uyan önlemleri alırsa ve teşvikler başlarsa ülkemizin iklimi buna uygundur, solucanlar için yeterli atık madde vardır, Türkiye bir tarım ülkesidir ve Türkiye bu konuda dünya lideri olur” diye konuştu.

“KORUYUCU HEKİMLİK YAPIYORUM”

27 yıl hekimlik ve 25 binin üzerinde ameliyat yaptığını sözlerine ekleyen Dr. Cezmi Saday, sözlerini şöyle tamamladı: “Hep koruyucu hekimliğe inandım. Bir kaza, olay ve kanser yaşadıktan sonra bunu tedavi etmek çok zor. Ama biz başlamadan önlemler alırsak, yani koruyucu hekimlik yaparsak doğru hekimlik yaparız. Şuanda da ben toprak hekimliği yapıyorum. Yani yaptıklarım gıda güvenliği ve çocuklarımız açısından esasen hekimlik faaliyetidir. Ben toprağı koruyorum, tüm tıbbi bilgilerimi, tarımla ilgili tecrübelerimi, seyahatlerimi ve okuduklarımın tamamını toprak için harcıyorum. Buda bir hekimliktir.”