Vermikompost Ürünlerinin Bitki Koruma Amaçlı Kullanım Şekli ve Sonuçları

Vermikültür çalışmaları ülkemiz için yeni bir faaliyet alanı olduğundan dolayı bu konudaki bazı kavramları açıklamak faydalı olacaktır. Bu kavramlardan ikisi vermistabilizasyon ve vermikompost terimleridir. Vermistabilizasyon, endüstriyel atıkların özellikle şehir atıklarının; Kompost solucanlarını kullanarak faydalı hale dönüştürülmesi; bertaraf edilmesi işlemidir.

Vermikompost üretimi, genel olarak her türlü organik artık veya atıkların solucanlara uygun bir kompozisyon içinde besin olarak sunulması neticesinde 

Vermikompost; solucan gübresini ifade eden bir terimdir.

Yüzde yüz solucan gübresi, diğer bir deyişle solucan dışkısına vermikest veya kısaca kest (vermicast; cast; casting) denir. Ama Vermikompost; az miktarda da olsa Vermikompost işlemi sürecinde solucanın midesinden geçmeyen sindirilmemiş besinleri de bulundurabilir.

Bu nedenle Vermikompost üretim faaliyetleri neticesinde elde edilen ürün;

uygun genişlikte (3,5 mm) delik büyüklüğüne sahip eleklerden geçirilir. Böylece, solucanın sindirim sisteminden geçmeyen bu artıklar solucan gübresinden ayrılır.


Vermikültür faaliyetleri 1970’li yıllarda özellikle popülerlik kazanan ve ilgi odağı olan bir geri dönüşüm şeklidir. Yeşil devrim hareketi dikkatleri ikinci dünya savaşı sonrasında yaygın olarak kullanılan zirai-kimyasalların çevre ve insan sağlığı üzerindeki olumsuz etkileri üzerine toplamıştır.

Ayrıca endüstriyel devrim sonrası artan çöp sorununun bertarafı için etkin bir çözüm arayışı da yine 1970’li yılların başlarında iyice hız kazanmıştı.

Vermikültür faaliyetleri bu iki sorunun; aşırı zirai kimyasal kullanımı ve endüstriyel/ şehir çöplerinin bertaraf edilme zorunluluğunun kesişme noktasında ortaya çıkan bir çözümdür. 1970’li yıllardan itibaren bu çözüm metodunun etkinliği farklı açılardan inceleyen çok sayıda çalışma yapılmıştır. Vermikültür çalışmalarında yaygın olarak 5 solucan türü kullanılmaktadır.

Özellikle küçük ölçekli Vermikültür çalışmalarında solucanların güvenli bir şekilde ortamda çürüyen yiyeceklerinden açığa çıkan asitli ortamdan kaçabilecekleri bir yatak veya yataklama ortamı kullanması gerekir. Bu amaçla kullanılan materyaller kahverengi materyal olarak isimlendirilen; karbon © oranı yüksek materyallerdir.

Ayrıca, özellikle Vermikompost üretim çalışmalarında sürecin hızlı ve etkili bir biçimde gerçekleşmesi ve sonuçta elde edilecek ürünün kalitesi için Vermikompost karışımına konulan besinlerin önerilen karbon: azot oranı 20/25’tir.

Vermikompost, mikroorganizmalarla solucanların beraberce yürüttüğü bir organik maddenin indirgenmesi neticesinde üretilir.


Önce solucanın vakumlayarak çekebileceği büyüklüğe kadar mikrobiyel parçalanma gerçekleşir, solucan bu materyali vakumlama mekanizması ile sindirim sistemine alır. Solucanın kendini korumak için ürettiği mukus salgısının sindirim sistemi boyunca besini parçalayan mikroorganizma sayısını ve çeşitliliğini arttırdığı araştırma sonuçlarıyla ortaya konulmuştur.

Bu sebeple, Vermikompost üretimi başlangıcında mikrobiyel bulaştırmanın mutlaka yapılması gerekmektedir. Bunun için de mikrobiyel açıdan zengin materyaller; aerobik Kompost, toprak gibi materyaller az oranda Vermikompost karışımına bulaştırılmalıdır.

Bu malzemenin C/N oranının düşük olması gerekir ki Vermikompost işlemi sırasında fazla ısı üretmesin. Vermikompost üretimi küçük, orta ve büyük ölçekli olarak farklı üretim hacimlerinde gerçekleştirilebilir. Küçük ölçekli üretimler, ev ortamında, içerde veya dışarıda evsel artıkları, evde oluşan artıkları, bahçe artıklarını Vermikompost dönüştürmek için kullanılmaktadır. İnternet ortamında evde kullanılan küçük ölçekli, çok farklı Vermikompost modelleri vardır.

Bu modeller Avrupa’da, Amerika’da ve Avustralya’da çok yaygın ve ticari olarak da çok rağbet gören modellerdir.

Orta ölçekli modeller de hem dış hem de iç ortam için geliştirilmiştir. Büyük ölçekli üretim yapan işletmelerde genelde Windows; pasif metot veya tam otomatize sistemler kullanılmaktadır. Gelişmekte olan ülkelerde insan gücü ucuz olduğundan ve iklim ve alan sınırlaması yoksa windrow sistemi yaygın olarak kullanılmaktadır.

Büyük ölçekli Vermikompost üretilen işletmelerde solucan gübresini solucanlardan ve solucan yumurtalarından (kokon) ayırmak için kullanılan yarı otomatik elektrikli elekler kullanılmaktadır.

Solucanların ortam istekleri konusunda genel tanımlar şöyledir;

Sıcaklık ve pH toleransları özellikle Eisenia türünde geniş olmakla beraber, en ideali 20–25 C derece ve pH 7–8 olarak literatürde belirtilmektedir.

Büyük işletmelerde özellikle devamlı (flowthrough) sistemlerinde az da olsa solucan zayiatı olmaktadır.

Bu solucan kaybını tolere etmek için metrekarede 50 bine kadar solucan kullanılabiliyor.

Literatürde Vermikültür faaliyetlerinde solucanların ortama adaptasyonunu kolaylaştırmak ve Vermikültür faaliyetini hızlandırmak için ortama başlangıçta en az 1,5–2 kg solucan konulması tavsiye ediliyor.

Vermikompost işlemi sırasında ortama ve verilen artıklara güzel uyum sağlayan solucanların sayısı; özellikle flowthrough (devamlı) sistemlerde (yükseklikleri 30–50 cm arası olan sistemler) 50 bine kadar çıkabiliyor.

Vermikompost ürünlerinin fiziksel, kimyasal ve biyolojik özellikleri itibarıyla yavaş salınımlı çok değerli organik gübre oldukları bugün için literatürde yaygın olarak kabul gören bir gerçektir.

Yüzde on gibi çok az oranda kullanıldığında dahi bitki büyüme etkisi gözlendiği için Vermikompost ürünleri ;

çiçekçilikte, fidancılıkta, seracılıkta özellikle organik üretimde yaygın olarak kullanılmaktadır.


Vermikompost diğer organik gübrelerden ayıran en önemli özelliği mikrobiyel çeşitlilik ve biokütle açısından çok zengin olmasıdır.

Toplam mikroorganizma miktarının ve çeşitliliğinin fazla olması Vermikompost ürünlerinin mikroorganizmalarca üretilen enzim ve hormon benzeri kimyasallar bakımından zengin olmasını sağlar.

Ayrıca Vermikompost agregat stabilitesinin çok yüksek olması, mikrobiyolojik etmenlerin ve bitki besinlerinin uzun süre bitki tarafından kullanılabilmesini sağlamaktadır. Bu özellik vermikomposta

“yavaş salınımlı bir gübre” özelliği vermektedir.

Bu genel bilgilerden sonra kendi çalışmalarımdan bahsetmek istiyorum.

Doktora çalışmamda sebze fidelerinde önemli iki hastalığa neden olan iki patojen mikrofungus ile çalıştım. Bunlar, sebze fidelerinde kök ve gövde çürüklüğüne neden olan Fusarium oxysporum f.sp. cucumerinum ve fide çökerten olarak bilinen Rhizoctonia solani (AG-4). Bu iki mikrofungusta toprak patojenidir ve özellikle Rhizoctonia toprağa bulaştığında yıllarca topraktan temizlenemez.

Çalışmamda kullandığım vermikompostu sığır gübresi, söğüt kabuğu, elma ve patates artıklarını kullanarak windrow yöntemi ile laboratuvarda ürettim. Vermikompostu bitki hastalık etmenleri patojenleri ve zararlarına karşı etkinliği konusunda literatürde çok miktarda bilgi mevcuttur.

Bu özelliğin vermikompostun sahip olduğu Hümik asitlerden ve mikroorganizma çeşitliliğinden kaynaklandığı düşünülmektedir.


 bitki-koruma-image001

Şekil 1’de görülen bitkiler saksı çalışmamda kullandığım bitkilerdir. Çalışmamda dört farklı muamelem mevcuttu. Kontrol (%0 Vermikompost) , %10, %20 ve %30 Vermikompost kullandığım muamelelerden, %20 ve % 30 oranında Vermikompost kullandığım saksılardaki bitki köklerinde patojen enfeksiyonunun gerçekleştiğini fakat akabinde hastalık gelişiminin gözlenmediği fotoğraflarda görülmektedir. Yüzde 10 oranında solucan gübresi kullandığım muamelelerdeki bitkilerde, kontrol bitkilerinde olduğu gibi ağır enfeksiyonlar gelişmiş ve bazıları bu enfeksiyon neticesinde ölmüşler, ölmeyenlerde gelişim tamamen durmuştur. 




 bitki-koruma-image002

Şekil 2’deki fotoğraflarda enfeksiyon bölgesi olan yan köklerde ve gövdede kahverengi bölgeler rahatlıkla görülebilmektedir. Bu çalışmada toprak fitopatojenleriyle biyolojik mücadelede yaygın olarak kullanılan Trichoderma harzianum toz preperatı da kullanılmıştır. Vermikomposta Trichoderma bulaştırması yapılması veya yapılmaması hastalık baskılama konusunda bir fark yaratmamıştır. Bu durum, vermikompostun tek başına Trichoderma’nın etkinliğini aşan bir fitopatojen kontrol etkisinin mevcut olduğunu göstermektedir. Vermikompostun patojen baskılama etkisini sağlayan faktörün mikrobiyolojik olabileceği düşüncesini test etmek için vermikompostun sulu ekstraktını in vitro petri çalışması gerçekleştirdik. Vermikompost sulu ekstraktı içindeki mikrobiyolojik bir etmen hem Fusarium’u hem de Rhizoctonia fungusunun büyümesini engellemiştir. Fitopatojen fungus miselleri ve vermikompost sulu ekstraktı arasındaki antagonistik etkileşim o kadar kuvvetli diz on çapı 1 cm.den daha fazladır.