TÜBİTAK 1832 Yeşil Dönüşüm Desteği 2026-2 Şartları ve Hibe

TÜBİTAK yeşil dönüşüm destekleri arasında yer alan 1832 Sanayide Yeşil Dönüşüm 2026-2 çağrısı 3 Ağustos 2026'da başvuruya açıldı ve firma ölçeğine göre 15.000.000 TL ile 51.500.000 TL arasında proje bütçesi destekliyor. Bu yeşil sanayi hibesi tamamen geri ödemesiz değil: KOBİ'ler için destek oranı kabul edilen bütçenin %80'ine kadar çıkıyor, proje başarıyla tamamlanınca bu tutarın %60'ı hibeye dönüşüyor, kalan kısım ise 4 yıl içinde taksitle geri ödeniyor. Bilgiler TÜBİTAK'ın resmi 2026-2 çağrı duyurusuna dayanmaktadır; başvuru öncesi güncel koşulların TÜBİTAK'ın PRODİS sisteminden teyit edilmesi önerilir.

Çağrı, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı koordinasyonundaki Dünya Bankası Türkiye Yeşil Sanayi Projesi'nin Ar-Ge bileşenlerinden biri olarak yürütülüyor. Bu noktada net bir ayrım gerekiyor: 1832 bir Ar-Ge destek programıdır, salt üretim tesisi kurmaya yönelik bir yatırım programı değildir. Başvuru rehberinde "proje üretim altyapısı oluşturmaya yönelik yatırım projesidir" ifadesi doğrudan ret nedeni olarak tanımlanıyor.

Bu yazıda çağrının kapsamını, kimlerin başvurabileceğini, bütçe ve destek oranlarını, başvuru için gereken belgeleri ve organik gübre üreticileri açısından nerede durduğunu resmi çağrı duyurusundaki verilerle ele alıyoruz. Çağrı kapanış tarihi 28 Eylül 2026, ön kayıt için son tarih ise 24 Eylül 2026.

Öne çıkanlar

Başvurular 3 Ağustos - 28 Eylül 2026 arasında PRODİS üzerinden alınıyor, ön kayıt için son tarih 24 Eylül 2026.

Proje bütçesi üst sınırı ölçeğe göre 15 milyon TL ile 51,5 milyon TL arasında değişiyor, proje süresi en fazla 24 ay.

Destek geri ödemeli başlıyor, proje başarıyla biterse KOBİ'lerde %60'ı, büyük firmalarda %50'si hibeye dönüşüyor.

Çağrı bir Ar-Ge programıdır; salt üretim tesisi kurma amaçlı yatırım projeleri doğrudan reddediliyor.

Organik gübre ve solucan gübresi çağrıda isimle geçmiyor, ancak "Temiz ve Döngüsel Ekonomi" başlığına uygun düşebilir.


1832 Sanayide Yeşil Dönüşüm 2026-2 Çağrısı Nedir?

1832 çağrısı, sanayi kuruluşlarının çevresel etkisini azaltan Ar-Ge projelerini destekleyen, 1801-Sanayi Ar-Ge Projeleri İçin Geri Ödemeli ve Hibe Destek Programı çerçevesinde yürütülen bir TÜBİTAK programıdır. Çağrı beş konu başlığından birine giren projeleri kapsıyor: iklim, döngüsel ekonomi, temiz enerji, sürdürülebilir tarım ve akıllı ulaşım.

Kapsam

5 Konu Başlığı

İklim değişikliği-çevre-biyoçeşitlilik, temiz ve döngüsel ekonomi, temiz enerji arzı, yeşil ve sürdürülebilir tarım, sürdürülebilir akıllı ulaşım. Proje bu beşten en az birine somut şekilde girmeli.

Sınır

Ar-Ge Programı, Yatırım Programı Değil

Program salt tesis/altyapı kurma amaçlı projeleri desteklemiyor; hedef, teknolojik belirsizlik taşıyan bir Ar-Ge sorununun çözülmesi ve THS 3'ten THS 7'ye ölçek büyütülmesidir.

Çağrının Amacı ve Kapsamı

Çağrının temel amacı, sanayide kaynak verimliliğini artıran ve emisyonu azaltan teknolojik çözümlerin geliştirilmesini finanse etmek. Program, Türkiye'nin Temmuz 2021'de yayımladığı Yeşil Mutabakat Eylem Planı ve 2021/15 sayılı Cumhurbaşkanlığı Genelgesi'ne dayanıyor; bu genelgeler Avrupa Birliği'nin 2030'a kadar %55 emisyon azaltımı ve 2050 net sıfır hedefiyle uyum sağlamayı öngörüyor.

Destek beş başlık altında toplanıyor: İklim Değişikliği, Çevre ve Biyoçeşitlilik; Temiz ve Döngüsel Ekonomi; Temiz, Erişilebilir ve Güvenli Enerji Arzı; Yeşil ve Sürdürülebilir Tarım; Sürdürülebilir Akıllı Ulaşım. Başvurulacak projenin bu beş başlıktan en az birine somut şekilde girmesi gerekiyor, aksi halde başvuru ön uygunluk aşamasında elenir.

Programın idari altyapısı TÜBİTAK'a ait olsa da mali kaynağın önemli bir kısmı Dünya Bankası kredisinden geliyor. Bu, projelerin yalnızca ulusal değil uluslararası kriterlere de (savunma sanayi dışlaması, "kısıtlı liste" faaliyetlerinin kapsam dışı olması gibi) uygun olması gerektiği anlamına geliyor. Değerlendirme sürecinde çevresel ve sosyal risk beyanı istenmesi de bu uluslararası finansman yapısının doğrudan bir sonucudur.

Hangi Sektörler Başvurabilir?

Türkiye'de yerleşik, sermaye şirketi statüsündeki hem KOBİ hem büyük ölçekli firmalar başvurabiliyor; bu, çağrıyı yalnızca küçük işletmelere açık olan TÜBİTAK 1501 programından ayıran temel fark. Firma tescil tarihinin başvuru anında en az 2 yıl önce olması şartı aranıyor.

Bazı istisnalar bu iki yıllık şarttan muaf tutuluyor: spin-off şirketler ve TÜBİTAK'ın 1512 veya 1812 destek programlarıyla kurulmuş firmalar. Yürütücü kuruluşun sermaye yapısında en az %75 özel sektör payı bulunması zorunlu; kamu iştiraki ağırlıklı şirketler bu çağrıya uygun değil.

Sektörel kısıtlar da var. Savunma sanayine yönelik ürün veya hizmet geliştiren firmalar Dünya Bankası kuralları gereği kapsam dışı bırakılıyor. Ayrıca Dünya Bankası'nın kendi "kısıtlı faaliyet listesi"nde yer alan alanlar da başvuramaz. Teknoloji olgunluk açısından da bir bant tanımlanmış: başvuru anında Teknoloji Hazırlık Seviyesi (THS) en az 3, proje bitişinde en az 7 olmalı. Bu, henüz kavram kanıtlama aşamasını geçmiş ama tam ticarileşmemiş, THS 8-9 seviyesindeki olgun ürünlerin kapsam dışında kaldığı anlamına geliyor. Solucan gübresi üreticileri de dahil olmak üzere organik girdi sektöründeki firmalar, ürünlerinin hangi THS bandında olduğunu netleştirmeden başvuru hazırlığına girmemeli.


Organik Gübre Üreticileri İçin Hangi Fırsatlar Var?

Çağrı metninde "solucan gübresi" veya "organik gübre" ifadesi doğrudan geçmiyor, ancak organik atığın gübreye dönüştürülmesi süreci "Temiz ve Döngüsel Ekonomi" başlığının tanımına mantıken uyuyor. Kesin uygunluk değerlendirmesi TÜBİTAK'a ait olduğundan, başvuru öncesi kurumla ön görüşme yapılması önerilir. Solucan gübresi üretimi hibe destek projeleri hakkında genel bir çerçeve, hangi programın hangi işletme aşamasına uygun olduğunu görmek açısından faydalı bir başlangıç noktası olabilir.

Solucan Gübresi Üretimi Yeşil Dönüşüm Kapsamında mı?

Solucan gübresi (vermikompost) üretimi, organik atığı Eisenia fetida gibi solucan türleri aracılığıyla besin açısından zengin bir toprak düzenleyiciye dönüştürüyor. Bu süreç hem atık azaltımı hem de kaynak verimliliği açısından döngüsel ekonomi mantığına birebir oturuyor, ama bu benzerlik tek başına başvuru onayı garantisi değil.

Çağrının YDG kriterlerine (Yeşil Dönüşüm Göstergeleri) bakıldığında, solucan gübresi üretim hattını iyileştiren bir Ar-Ge projesi en azından geri dönüştürülemeyen atık miktarında %10 azalma göstergesine (YDG 3) doğal olarak uyabilir. Örneğin organik atık girdisinin ayrıştırma verimini artıran bir sensör sistemi veya sızıntı suyunun geri kazanımını optimize eden bir proses, hem Ar-Ge niteliği taşır hem de ölçülebilir bir çevresel gösterge sunar; bu kombinasyon başvuruyu güçlendirir.

Eskişehir Osmangazi Üniversitesi'nde yapılan bir mühendislik analizi, solucan gübresi üretim tesislerinin ekonomik sürdürülebilirliğinin ölçek ve girdi maliyetine bağlı olarak değiştiğini gösteriyor (Eskişehir Osmangazi Üniversitesi Mühendislik ve Mimarlık Fakültesi Dergisi, 2019). Bu bulgu, tesis ölçeğini büyütmeyi planlayan üreticilerin 1832 gibi bir Ar-Ge programına başvururken projeyi kapasite artırımı değil, süreç iyileştirme ve verimlilik odaklı kurgulaması gerektiğini gösteriyor.

Rivasol'ün Yeşil Üretim Modeli: Bir Başarı Örneği

Genel agronomik ilke şu yönde işaret ediyor: hammadde tedarik zincirinin yerel ve döngüsel kurgulanması, hem maliyet hem çevresel etki açısından ölçülebilir kazanım sağlayabilir. Organik atığın kaynağa yakın işlenmesi, taşıma kaynaklı karbon ayak izini azaltan somut bir yaklaşım olarak değerlendirilebilir.

Bu tür bir üretim modelinin 1832 çağrısına taşınabilmesi için mevcut sürecin bir parçası olarak yeni bir teknoloji ya da yöntem geliştirilmesi gerekiyor; salt bugünkü kapasiteyi büyütmek yatırım projesi sayılıp reddedilir. Örneğin sıcaklık ve nem sensörleriyle solucan yatağı verimliliğini optimize eden bir otomasyon sistemi, hem THS 3-7 bandına oturan bir Ar-Ge konusu hem de ölçülebilir bir yeşil dönüşüm göstergesi sunar.

Sektörde gözlemlenen genel bir örüntü, küçük ölçekli organik gübre üreticilerinin çoğunlukla proses otomasyonuna değil kapasite artırımına yatırım yapmayı tercih etmesi; bu eğilim, 1832 gibi Ar-Ge odaklı çağrılarda başvuru sayısının potansiyele göre düşük kalmasının olası nedenlerinden biri olabilir. Süreç iyileştirmeye odaklanan projelerin bu çağrıda daha güçlü bir konumda olduğu değerlendirilebilir.

Otomasyon yatırımının ölçeği de firma büyüklüğüne göre değişen bir planlama konusu. Küçük ölçekli bir solucan gübresi tesisinde tek bir sensör setiyle sınırlı bir pilot uygulama (örneğin birkaç yatakta nem ve sıcaklık izleme) THS 3-4 bandına uygun düşebilirken, orta ölçekli bir tesiste bu sistemin tüm üretim hattına entegre edilmesi ve veri toplama altyapısıyla desteklenmesi THS 5-6 seviyesine denk gelen daha kapsamlı bir Ar-Ge süreci gerektirir. Büyük ölçekli bir işletmede ise otomasyon projesinin birden fazla tesis veya üretim birimini kapsayacak şekilde kurgulanması, hem proje bütçesinin üst sınıra yakınlaşmasını hem de değerlendirme sürecinde daha detaylı bir teknik gerekçe sunulmasını gerektirir.

Bu farklılaşma, aynı temel fikrin (solucan yatağı otomasyonu) her ölçekte aynı şekilde başvuruya taşınamayacağını gösteriyor; proje kapsamı, firmanın mevcut altyapısı ve kaynak durumuyla orantılı kurgulanmalı. Ayrıca otomasyon sisteminin sağladığı veri akışı yalnızca üretim verimliliği için değil, YDG göstergelerinin doğrulanması için de kullanılabilir; sıcaklık ve nem verisi, su tüketimindeki değişimi ölçülebilir hale getirebilir ve bu da projenin YDG 2 kriterine somut bir kanıt sunmasını kolaylaştırır. Bu tür bir veri altyapısının kurulumu, projenin sadece bir donanım yatırımı değil, ölçüm ve doğrulama kapasitesi geliştiren bir Ar-Ge çalışması olarak sunulmasına da imkân tanır; bu çerçeve başvurunun yatırım projesi olarak değerlendirilip reddedilme riskini azaltabilir.

Döngüsel üretim modeli

Solucan Gübresi ve Humik Asit Serisi

Organik atığın yerel döngüde işlenmesiyle üretilen solucan gübresi ve humik asit ürünleri, toprak verimliliğini artırmaya yönelik bir üretim yaklaşımını yansıtır.


Başvuru Süreci ve Uygunluk Kriterleri Nelerdir?

Başvuru, ön kayıt sonrası PRODİS (TÜBİTAK'ın çevrimiçi proje başvuru ve izleme sistemi) üzerinden e-imzayla yapılıyor; tek firma veya en fazla 3 ortaklı proje önerisi kabul ediliyor ve kuruluş başına bu dönemde en fazla 2 proje önerisi hakkı tanınıyor. Süreç, ön uygunluk kontrolünden hakem değerlendirmesine, oradan Grup Yürütme Kurulu kararına uzanan üç aşamalı bir yapıda ilerliyor. Çağrı yapısı ve süreç akışı, TÜBİTAK'ın önceki dönem çağrılarında da aynı çerçeveyi izliyor (TÜBİTAK 1832 Sanayide Yeşil Dönüşüm çağrısı — önceki dönem resmi sayfası); 2026-2 dönemine özgü güncel tarih ve şartlar için TÜBİTAK'ın PRODİS sistemi ve resmi duyuru sayfası esas alınmalıdır.

Kısa cevap

1832 çağrısına başvuru için önce kuruluş bazlı ön kayıt yapılır, ardından PRODİS üzerinden proje önerisi e-imzayla gönderilir. Çağrı 3 Ağustos - 28 Eylül 2026 arasında açık kalıyor, ön kayıt 24 Eylül 2026'ya kadar tamamlanmalı.

Kuruluş ölçeği Öz kaynak / destek oranı Hibeye dönüşme oranı
Büyük ölçekli %30 öz kaynak / %70 destek %50 hibe, %50 geri ödeme
KOBİ %20 öz kaynak / %80 destek %60 hibe, %40 geri ödeme
Deprem bölgesi KOBİ %10 öz kaynak / %90 destek %60 hibe, %40 geri ödeme
Saha notu: Geri ödeme taksitleri proje bitişinden 1 yıl sonra başlar ve yılda 2 taksit halinde ilerler; bu nakit akışı planlanırken erken aşamada finans ekibiyle birlikte modellenmesi gereken bir detaydır, son ana bırakılmamalı.

Başvuru İçin Gerekli Belgeler

Proje bütçesi kabul edilen tutara göre değişen bir belge seti isteniyor. Solucan gübresi üretimi KOSGEB projesi gibi başka destek programlarına daha önce başvurmuş firmalar için belge hazırlığı süreci genellikle daha hızlı ilerliyor, çünkü mali tablo ve ortaklık belgeleri büyük ölçüde hazır oluyor.

Proje önerisi: PRODİS üzerinden elektronik olarak doldurulan ana başvuru formu, projenin amacı, yöntemi ve YDG kriterleriyle uyumunu detaylandırır.

Ekonomik fizibilite raporu: Proje bütçesi 25 milyon TL'yi aşıyorsa zorunlu; aşmıyorsa istenmiyor.

Çevresel ve sosyal risk yönetimi beyan formu: Dünya Bankası finansmanı gereği zorunlu bir uyum belgesi.

Banka referans mektubu: Talep edilen geri ödemeli destek tutarının %100'ü kadar teminat verilebileceğine dair belge.

Kurumlar vergisi beyannamesi ve ortaklık belgesi: Kesinleşmiş son yıla ait beyanname ve şirket ortaklık yapısını gösterir resmi belge.

Proje 3 ortaklı yapıda kurgulanacaksa IPARD solucan gübresi üretimi proje dosyası hazırlığında edinilen ortaklık belgesi deneyimi, 1832 başvurusundaki ortaklık yapısı belgesini hazırlarken de yol gösterici olabilir; iki program farklı olsa da belge mantığı benzer.

Değerlendirme Kriterleri Nasıl İşliyor?

Değerlendirme 100 puan üzerinden hakem incelemesiyle başlıyor, buna ek puanlar ekleniyor: geçmiş TÜBİTAK projelerinin ticarileşme performansı 5-10 puan, uluslararası fonlara başvuru yapmış olma 5 puan, 1702 Patent Lisans çağrısının devamı niteliğindeki projeler 5 puan katkı sağlıyor. Dezavantajlı grup kriterleri (kadın yönetici, genç girişim, büyükşehir dışı bölge, deprem bölgesi) 2 ila 15 puan arasında ek katkı sunuyor.

Bazı durumlar hakem süreci başlamadan doğrudan reddediliyor: çağrı kapsamı dışında kalan projeler, üretim altyapısı kurmaya yönelik yatırım projeleri, THS uyumsuzluğu, lisans mezunu proje personeli eksikliği ve gerçekçi olmayan bütçe kurgusu. Bu kritik red nedenleri arasında en sık karşılaşılanı, başvuru sahiplerinin projeyi bir Ar-Ge çalışması yerine doğrudan bir tesis yatırımı olarak sunmasıdır.

Programın mali kaynağının bir kısmı Dünya Bankası'nın Türkiye Yeşil Sanayi Projesi'nden geliyor; bu proje TÜBİTAK'ın kurumsal kaynağına göre sanayide çevresel dönüşümü desteklemek amacıyla yapılandırılmış (Türkiye Yeşil Sanayi Projesi TÜBİTAK bileşeni). Bu uluslararası finansman yapısı, değerlendirme sürecindeki çevresel risk beyanı ve raporlama yükümlülüklerinin neden bu denli titiz tutulduğunu açıklıyor.

Sık yapılan hata

Başvuru formunda projeyi doğrudan "üretim kapasitesi artırımı" olarak tanımlamak, çağrının Ar-Ge şartına aykırı düşer ve ön uygunluk aşamasında doğrudan reddedilir. Proje her zaman bir teknolojik geliştirme hedefiyle, ölçülebilir bir YDG göstergesiyle birlikte kurgulanmalı.


Desteklenebilir Proje Türleri ve Bütçe Aralıkları

Proje bütçesi üst sınırı mikro/küçük KOBİ'lerde 15.000.000 TL, orta ölçekli KOBİ'lerde 24.000.000 TL, büyük ölçekli firmalarda 51.500.000 TL olarak belirlenmiş. Geri ödemeli destek üst sınırı ise sırasıyla 500.000, 800.000 ve 1.500.000 ABD doları; kısmi destek uygulaması bu çağrıda yok, yani onaylanan bütçe tek seferde değerlendiriliyor. Dünya Bankası'nın Türkiye'deki yeşil sanayi programı için onayladığı 450 milyon dolarlık finansman, bu çağrının içinde yer aldığı daha geniş programın ölçeğini gösteriyor (Dünya Bankası Türkiye Yeşil Sanayi Projesi 450 milyon dolar finansmanı, 2023).

Kuruluş ölçeği Proje bütçesi üst sınırı Geri ödemeli destek üst sınırı
Mikro/küçük KOBİ 15.000.000 TL 500.000 USD
Orta KOBİ 24.000.000 TL 800.000 USD
Büyük ölçekli 51.500.000 TL 1.500.000 USD

Firma Ölçeğine Göre Destek Koşulları

KOBİ

Küçük ve orta ölçekli firmalar

Öz kaynak katkısı %20'ye kadar iniyor, destek oranı %80'e kadar çıkıyor; başarılı proje sonunda desteğin %60'ı hibeye dönüşüyor.

Büyük Ölçekli

Büyük ölçekli firmalar

Öz kaynak katkısı %30, destek oranı %70 olarak sabitleniyor; başarılı proje sonunda desteğin %50'si hibeye dönüşüyor, kalan taksitle geri ödenir.

Yeşil Üretim Altyapısı Yatırımları

Bu başlık altında değerlendirilebilecek harcamalar, doğrudan tesis kurma değil, Ar-Ge çıktısının doğrulanması amacıyla yapılan pilot veya demonstrasyon ölçekli üretim faaliyetleridir. Çağrı metni bu tür büyük ölçekli demonstrasyon çalışmalarının desteklenebileceğini belirtiyor, ancak bunun saf bir tesis yatırımından farklı olması gerekiyor.

Ar-Ge / pilot ölçekli üretim

Yeni bir proses ya da teknolojinin doğrulanması amacıyla kurulan demonstrasyon hattı desteklenebilir; teknik hedef ve YDG göstergesi net olmalı.

Salt tesis/kapasite yatırımı

Yeni ya da kanıtlanmış bir teknolojiyle üretim kapasitesini büyütmeye yönelik projeler "yatırım projesi" sayılır ve ön uygunlukta doğrudan reddedilir.

Pratikte bu ayrım şöyle işliyor: yeni bir proses teknolojisinin ilk kez sahada denendiği bir pilot hat, Ar-Ge kapsamına girer; aynı teknolojinin çoktan kanıtlanmış olduğu bir üretim hattının salt kapasitesini büyütmek girmez. IPARD 3 solucan gübresi hibe desteği gibi yatırım odaklı programlar tesis kurma ve kapasite artırımı için daha uygun bir seçenek olabilir; 1832 ise geliştirme aşamasındaki teknolojik çözümler için tasarlanmış.

İki program arasındaki farkı netleştirmeyen başvurular genellikle ön uygunluk aşamasında elenir. Bu yüzden bir firma hem tesis büyütmek hem teknoloji geliştirmek istiyorsa, iki hedefi ayrı başvurular olarak kurgulaması, karışık bir tek başvurudan daha güvenli bir yol.

Ar-Ge ve İnovasyon Projeleri

Desteklenen gider kalemleri arasında personel giderleri, seyahat giderleri, danışmanlık ve hizmet alımı giderleri (CE/kalite belgelendirme, ekonomik fizibilite raporu hazırlığı, alet/teçhizat sigortası, Yeşil Dönüşüm Göstergeleri doğrulama hizmeti dahil), alet/teçhizat/yazılım/yayın alım giderleri ile malzeme ve sarf giderleri yer alıyor.

Desteklenmeyen kalemler de net: ortaklı projelerde kuruluşların birbirinden aldığı danışmanlık veya hizmet giderleri ile patent-marka-tasarım tescil giderleri kapsam dışı. Tescil masrafları için TÜBİTAK'ın ayrı bir programı olan 1602 Patent Destek Programı'na başvurulması öneriliyor.

Döngüsel ekonomiye dayalı yeşil dönüşüm yatırımlarının makro ölçekte ekonomik büyümeye katkısı, akademik literatürde de tartışılan bir konu. Bir analiz, döngüsel ekonomi uygulamalarının kaynak verimliliği yoluyla hem maliyet tasarrufu hem de ekonomik büyüme etkisi yarattığını gösteriyor (döngüsel ekonomi yeşil büyüme ekonomik büyüme etkisi, Verimlilik Dergisi). Organik gübre üreticileri için bu, Ar-Ge yatırımının yalnızca çevresel değil ekonomik bir getiri de taşıyabileceği anlamına geliyor.

Hobi bahçeciliği ve küçük ölçekli organik üretim yapan işletmeler için 1832'nin bütçe ve THS şartları genellikle çok büyük kalıyor; bu profildeki üreticiler 2025 tarım destek programları hobi bahçeciliği organik vermikompost hibeleri yazımızdaki daha erişilebilir alternatifleri değerlendirebilir.


Döngüsel Ekonomide Organik Gübrenin Rolü Nedir?

Döngüsel ekonomi, atığı bir maliyet kalemi değil ikincil bir kaynak olarak ele alan üretim mantığıdır ve çağrının beş konu başlığından ikisiyle (Temiz ve Döngüsel Ekonomi, Yeşil ve Sürdürülebilir Tarım) doğrudan kesişiyor. IPARD 2026 organik gübre ve kırsal kalkınma hibe rehberi, bu kesişimin farklı bir destek mekanizması üzerinden nasıl işlediğini gösteren tamamlayıcı bir kaynak.

Solucan Gübresinin Döngüsel Ekonomideki Rolü

Solucan gübresi üretimi, organik atığı (gıda artığı, tarımsal atık, hayvansal gübre) toprağa geri kazandırılabilir bir girdiye dönüştürerek atık döngüsünü kapatıyor. Bu süreç, çöp sahasına giden organik madde miktarını azaltırken, kimyasal gübre kullanımına alternatif oluşturarak sentetik girdi bağımlılığını da düşürüyor.

Bilimsel literatür, vermikompostun bitki beslemesindeki etkisini destekliyor. Bartın Üniversitesi'nde yapılan bir çalışma, solucan gübresinin toprağın besin element içeriğini ve bitki gelişimini olumlu yönde etkilediğini gösteriyor (vermikompost solucan gübresi bitki beslemesi bilimsel kanıt, Bartın Üniversitesi Uluslararası Fen Bilimleri Dergisi). Bu tür bilimsel kanıt, bir Ar-Ge başvurusunda projenin teknik gerekçesini güçlendiren bir referans noktası olarak kullanılabilir.

Tesis ölçeği, hangi tür Ar-Ge sorusunun anlamlı olduğunu da belirliyor. Küçük ölçekli bir üretim biriminde temel süreç kontrolü (nem, sıcaklık, pH izleme) henüz manuel yürütülüyorsa, bu sürecin sensör tabanlı otomasyona taşınması başlı başına bir teknik geliştirme konusu olabilir ve THS 3 seviyesinden başlayan bir Ar-Ge projesine zemin hazırlayabilir. Orta ölçekli bir tesiste ise temel otomasyon büyük ihtimalle zaten mevcut olduğundan, projenin odağı daha çok girdi çeşitliliği, sızıntı suyu geri kazanımı veya enerji tüketimini azaltan proses değişiklikleri gibi ikinci aşama iyileştirmelere kayabilir.

Büyük ölçekli bir tesiste ise Ar-Ge sorusu genellikle tekil bir proses adımından çok, üretim zincirinin bütününde kaynak verimliliğini optimize eden bir sistem yaklaşımına dönüşür; bu tür projeler birden fazla YDG göstergesini aynı anda hedefleyebilir ama aynı zamanda daha karmaşık bir izleme ve raporlama yükümlülüğü de getirir. Bu farklılaşma, solucan gübresi üretiminin Ar-Ge kapsamına girip girmeyeceği sorusunun tek bir cevabı olmadığını, cevabın firmanın mevcut teknoloji seviyesine göre değiştiğini gösteriyor.

Başvuru hazırlığında bu nedenle önce mevcut sürecin hangi noktalarda manuel, hangi noktalarda otomatik olduğu net şekilde haritalanmalı; bu haritalama hem THS seviyesinin doğru belirlenmesini hem de projenin hangi YDG göstergesine daha güçlü şekilde hizmet edeceğinin görülmesini sağlar. Bu tür bir ön analiz, başvuru metninin hakem değerlendirmesinde daha somut ve ölçülebilir görünmesine katkı sağlayabilir.

Türkiye'nin iklim politikaları açısından döngüsel ekonominin konumu da son yıllarda daha belirgin hale geldi. Bir politika analizi, döngüsel ekonomi uygulamalarının Türkiye'nin iklim taahhütlerine ulaşmasında kritik bir araç olarak öne çıktığını vurguluyor (Türkiye iklim politikaları döngüsel ekonomi, Çevre Şehir ve İklim Dergisi). Bu bağlamda organik gübre üretimini geliştiren Ar-Ge projeleri, yalnızca firma ölçeğinde değil ulusal politika hedefleri açısından da anlamlı bir katkı sunabilir.

Kısa cevap

Organik gübre, atığı toprağa geri kazandırarak sentetik girdi bağımlılığını azaltır ve döngüsel ekonominin "kaynağı kapatma" ilkesini somutlaştırır. Bu nedenle solucan gübresi ve humik asit üretimi, çağrının Temiz ve Döngüsel Ekonomi başlığıyla doğrudan örtüşebilir.

Humik Asit Üretimi ve Sürdürülebilirlik

Humik asit, organik maddenin biyolojik ayrışması sonucu oluşan ve toprağın katyon değişim kapasitesini artıran bir bileşik grubudur. Üretim sürecinin optimize edilmesi, hem hammadde verimliliğini hem de nihai ürünün agronomik etkinliğini artırabilir; bu da tam olarak 1832 çağrısının aradığı türde ölçülebilir bir teknik iyileştirme.

Humik ve fulvik asit üretiminde girdi kaynağının (leonardit, kompost, torf) çeşitlendirilmesi üzerine kurgulanacak bir Ar-Ge projesi, hem tedarik zinciri riskini azaltır hem de üretim biriminde su ve enerji tüketimini düşürme potansiyeli taşır; bu iki unsur birlikte YDG 1 ve YDG 2 göstergelerine aynı anda hizmet edebilir. Tek bir projede birden fazla göstergeyi karşılamak, hakem değerlendirmesinde projenin teknik derinliğini gösteren bir sinyal olarak öne çıkar.

Sürdürülebilirlik açısından bakıldığında, humik asit üretiminin fosil kaynaklı kimyasal gübrelere kıyasla daha düşük karbon ayak izi taşıdığı kabul ediliyor, ancak bu farkın büyüklüğü hammadde kaynağına ve üretim yöntemine göre önemli ölçüde değişiyor. Bu değişkenlik, tam da 1832 çağrısının teşvik ettiği ölçüm ve doğrulama odaklı Ar-Ge yaklaşımının neden gerekli olduğunu gösteriyor.

Saha gözlemi: Girdi kaynağı çeşitlendirilmiş bir humik asit üretim hattında tedarik kesintisi riskinin azaldığı ve süreç istikrarının arttığı gözlenir; bu tür bir iyileştirme, çağrının aradığı ölçülebilir teknik ilerlemeye örnek oluşturur.
Toprak verimliliği

Humik Asit Serisi

Organik kaynaklardan üretilen humik asit ürünleri, toprağın katyon değişim kapasitesini artırarak bitki besin alımını destekler.


Girişimciler İçin Adım Adım Nasıl Başvurulur?

Başvuru süreci dört ana adımda ilerliyor: kuruluş bazlı ön kayıt, proje fikrinin ve belgelerin hazırlanması, PRODİS üzerinden elektronik başvuru ve son olarak hakem değerlendirme sürecinin takibi. Ön kayıt çağrı açılış tarihini beklemeden yapılabildiği için erken başlamak, 24 Eylül 2026 son tarihine sıkışmamak açısından önemli.

Proje Fikrinizi Nasıl Hazırlarsınız?

Proje fikri kurgulanırken önce beş konu başlığından hangisine gireceği net şekilde tanımlanmalı, sonra bu başlığa uygun en az bir YDG göstergesi seçilmeli. Elektrik tüketiminde, su tüketiminde veya geri dönüştürülemeyen atıkta en az %10 azalma hedefi, projenin somut ve ölçülebilir bir teknik hedefe bağlanmasını sağlıyor.

THS seviyesinin başvuru anında en az 3, proje bitişinde en az 7 olması gerektiği unutulmamalı. Bu, henüz laboratuvar veya küçük ölçekli denemeler aşamasındaki fikirlerin başvuruya uygun olduğu, ama tamamen ticarileşmiş ürünlerin kapsam dışında kaldığı anlamına geliyor.

Proje kapsamının derinliği firma ölçeğine göre farklılaşabiliyor. Mikro ve küçük KOBİ'lerde tek bir YDG göstergesine odaklanan, dar kapsamlı ama net ölçülebilir bir hedef (örneğin tek bir üretim hattında su tüketimini azaltmak) genellikle daha yönetilebilir bir başvuru ortaya çıkarıyor; sınırlı bütçe ve personel kaynağıyla çok başlıklı bir projeyi yürütmek güçleşebilir. Orta ölçekli KOBİ'lerde bütçe üst sınırının daha geniş olması, birden fazla YDG göstergesini aynı projede birleştirme imkânı sunuyor; örneğin hem enerji hem atık göstergesine hizmet eden bir proses iyileştirmesi, hakem değerlendirmesinde projenin teknik kapsamını güçlendirebilir.

Büyük ölçekli firmalarda ise proje karmaşıklığı genellikle artıyor, çünkü bu ölçekteki başvurular çoğunlukla birden fazla üretim biriminde eşzamanlı iyileştirme hedefliyor; bu da THS seviyesinin başvuru anında net şekilde belgelenmesini daha kritik hale getiriyor. Proje fikrinin hazırlanmasında sık karşılaşılan bir zorluk, YDG göstergesinin belirlenmesinden önce teknik çözümün netleşmemiş olması; bu durumda başvuru metni soyut kalır ve hakem değerlendirmesinde teknik derinlik eksikliği olarak değerlendirilebilir. Bu yüzden önce somut bir mühendislik problemi tanımlanmalı, sonra bu problemi çözecek teknolojik yaklaşım kurgulanmalı, en son YDG göstergesi bu çözümün beklenen sonucuna göre seçilmeli. Tersten ilerleyen, yani önce göstergeyi seçip sonra ona uyacak bir proje hikâyesi kurgulayan başvurular, hakem değerlendirmesinde teknik tutarlılık açısından zayıf kalabiliyor.

YDG 1 - elektrik tüketimi: Üretim birimi başına elektrik tüketiminde en az %10 azalma hedeflenmeli.

YDG 2 - su tüketimi: Üretim birimi başına su tüketiminde en az %10 azalma hedeflenmeli.

YDG 3 - geri dönüştürülemeyen atık: Atık miktarında en az %10 azalma ölçülebilir şekilde hedeflenmeli.

YDG 4 - yenilikçi yeşil teknoloji: Geliştirilen çözümün yenilikçi bir yeşil teknoloji niteliği taşıması yeterli olabilir.

Başvuru Takvimi ve Önemli Tarihler

2026-2 döneminde çağrı 3 Ağustos 2026'da açıldı, kuruluş bazlı ön kayıt için son tarih 24 Eylül 2026, çağrı kapanış tarihi ise 28 Eylül 2026 olarak belirlendi. Sistem hatası yaşanması durumunda en geç 5 Ekim 2026 mesai bitimine kadar dilekçeyle başvuru yapılabiliyor.

Aşama Tarih
Çağrının açılış tarihi 3 Ağustos 2026
Ön kayıt için son tarih 24 Eylül 2026
Çağrı kapanış tarihi 28 Eylül 2026
Sistem hatasında dilekçe son tarihi 5 Ekim 2026 (mesai bitimi)

Takvim planlaması yapılırken proje süresinin 24 ayla sınırlı olduğu unutulmamalı; bu süre başvuru onayından itibaren işlemeye başlıyor, ön kayıt veya değerlendirme sürecindeki gecikmeler bu süreye dahil değil. Firma ölçeğine göre hazırlık süresi de değişkenlik gösteriyor: mikro ve küçük ölçekli işletmelerde proje önerisini hazırlayan ekip genellikle 1-2 kişiyle sınırlı kalıyor, bu da belge toplama sürecinin haftalar sürebileceği anlamına geliyor. Orta ölçekli KOBİ'lerde Ar-Ge ve mali işler birimleri ayrı çalıştığından koordinasyon süresi eklenir; büyük ölçekli firmalarda ise kurumsal onay zincirinin uzunluğu (bütçe onayı, yönetim kurulu kararı, banka referans mektubu süreci) başvuru hazırlığını haftalarca uzatabilir.

Bu nedenle çağrı açılışından hemen sonra ön kayıt yapmak, özellikle büyük ölçekli firmalar için kritik bir zaman kazancı sağlar. Ekonomik fizibilite raporu gerektiren, yani bütçesi 25 milyon TL'yi aşan projelerde bu raporun dış bir danışmanla hazırlanması gerekebiliyor; danışmanlık süreci birkaç hafta alabildiğinden, bu büyüklükteki başvurularda ön kaydı geciktirmeden başlamak özellikle önemli. Sistem hatası durumunda tanınan 5 Ekim 2026 dilekçe istisnası yalnızca teknik arıza için geçerli bir telafi mekanizması; belge eksikliği veya geç hazırlık bu istisna kapsamına girmiyor. Bu yüzden takvimi planlarken çağrı kapanışından değil, ön kayıt son tarihinden geriye doğru bir iş planı kurmak daha güvenli bir yaklaşım.

1

Kuruluş bazlı ön kayıt yapın

Çağrı açılışını beklemeden PRODİS üzerinden kuruluş kaydınızı tamamlayın; bu adım gecikirse son haftalarda belge hazırlığına ayrılacak süre daralır.

2

Proje önerinizi ve gerekli belgeleri hazırlayın

YDG göstergesini, THS seviyesini ve bütçe kalemlerini netleştirin; gerekiyorsa ekonomik fizibilite raporunu ve banka referans mektubunu bu aşamada tamamlayın.

3

PRODİS üzerinden e-imzayla başvurunuzu gönderin

Tüm belgeler tamamlandıktan sonra proje önerisini 28 Eylül 2026'dan önce e-imzayla sisteme yükleyin; son güne bırakmak sistem yoğunluğu riskini artırır.

4

Ön uygunluk ve hakem değerlendirme sürecini takip edin

Başvurunuz önce ön uygunluk kontrolünden geçer, ardından ziyaretli hakem değerlendirmesine alınır; sonuç Grup Yürütme Kurulu kararıyla kesinleşir.

Takvim uyarısı

Ön kayıt son tarihi (24 Eylül 2026) ile çağrı kapanış tarihi (28 Eylül 2026) arasında sadece dört gün var. Ön kaydı erken tamamlamayan firmalar, belge hazırlığına ayıracakları süreyi ciddi ölçüde kaybediyor.


1832 Sanayide Yeşil Dönüşüm 2026-2 çağrısı, kaynak verimliliğini artıran Ar-Ge projelerine 15-51,5 milyon TL aralığında bütçe ve %70-90 arası destek oranı sunuyor, ancak bu destek tamamen geri ödemesiz bir hibe değil, kısmen geri ödemeli bir mekanizma. Organik gübre ve solucan gübresi üreticileri için çağrı isimle bir kapsam belirtmese de "Temiz ve Döngüsel Ekonomi" başlığı altında değerlendirilebilecek somut bir fırsat alanı sunuyor.

Başvuru öncesi en kritik adım, projenin bir yatırım değil bir Ar-Ge çalışması olarak kurgulanması ve en az bir YDG göstergesine bağlanması. Ön kayıt için son tarihin 24 Eylül 2026, çağrı kapanışının 28 Eylül 2026 olduğu unutulmamalı; erken hazırlık, hem belge kalitesini hem de değerlendirme şansını artırıyor.

Firma ölçeği, başvuru stratejisini doğrudan şekillendiriyor. Mikro ve küçük ölçekli KOBİ'ler için 15 milyon TL'lik bütçe tavanı ve %90'a varan destek oranı (deprem bölgesinde) düşük öz kaynak riskiyle Ar-Ge'ye giriş imkânı sunarken, orta ölçekli KOBİ'ler 24 milyon TL'lik bütçeyle daha kapsamlı prototip geliştirme çalışmalarını finanse edebiliyor. Büyük ölçekli kuruluşlar için ise %70'lik destek oranı ve 51,5 milyon TL'lik tavan, ölçek büyütme (scale-up) niteliğindeki demonstrasyon projelerine daha uygun bir çerçeve oluşturuyor. Her ölçekte ortak nokta, projenin THS 3'ten başlayıp THS 7'ye ulaşması gerekliliği; yani hem kavramsal aşamayı geçmiş hem de tamamen ticarileşmemiş bir olgunluk aralığında konumlanması gerekiyor.

Organik gübre ve solucan gübresi üreticileri açısından bakıldığında, bu çağrı doğrudan bir "solucan gübresi hibesi" değil; kaynak verimliliği, atık azaltımı veya yenilikçi yeşil teknoloji geliştirme hedefiyle kurgulanmış bir Ar-Ge projesinin finansman aracı olarak değerlendirilmelidir. Üretim sürecindeki bir teknik soruna (enerji tüketimi, su kullanımı, atık geri kazanım verimliliği gibi) somut ve ölçülebilir bir çözüm önerisi geliştirebilen firmalar için 1832, düşük maliyetli bir Ar-Ge finansman kanalı sunuyor. Kesin uygunluk değerlendirmesi proje bazında yapıldığından, başvuru öncesi TÜBİTAK'ın ilgili birimiyle ön görüşme yapılması, hem zaman kaybını önlüyor hem de proje kurgusunun çağrı kapsamına uygun şekillenmesine katkı sağlıyor.


Sıkça Sorulan Sorular

1832 Sanayide Yeşil Dönüşüm 2026-2 çağrısı nedir?

1832, TÜBİTAK'ın Dünya Bankası Türkiye Yeşil Sanayi Projesi kapsamında yürüttüğü, sanayide kaynak verimliliğini artıran Ar-Ge projelerine 15-51,5 milyon TL aralığında bütçe destekleyen bir çağrıdır. Proje süresi en fazla 24 ay, başvurular 3 Ağustos - 28 Eylül 2026 arasında alınıyor.

Yeşil dönüşüm hibesine kimler başvurabilir?

Türkiye'de yerleşik, en az 2 yıllık, sermaye yapısının en az %75'i özel sektöre ait olan hem KOBİ hem büyük ölçekli sermaye şirketleri başvurabilir. Savunma sanayine yönelik firmalar ve THS 8-9 seviyesinde tamamen olgunlaşmış ürünlerle başvuranlar kapsam dışında.

1832 sanayide yeşil dönüşüm 2026-2 çağrısına nasıl başvurulur?

Başvuru önce PRODİS üzerinden kuruluş bazlı ön kayıtla başlar, ardından proje önerisi ve gerekli belgeler (fizibilite raporu, banka referans mektubu, risk beyanı) e-imzayla sisteme yüklenir. Ön kayıt son tarihi 24 Eylül 2026, çağrı kapanışı 28 Eylül 2026.

Solucan gübresi üretimi yeşil dönüşüm hibesi kapsamında mı?

Çağrı metninde solucan gübresi isimle geçmiyor, ancak "Temiz ve Döngüsel Ekonomi" ve "Yeşil ve Sürdürülebilir Tarım" başlıklarına mantıken uyabilecek bir alan. Kesin uygunluk TÜBİTAK'ın değerlendirmesine bağlı, başvuru öncesi ön görüşme önerilir.

Organik gübre firmaları için yeşil sanayi desteği tamamen hibe midir?

Hayır. Destek geri ödemeli olarak başlar; proje başarıyla tamamlanırsa KOBİ'lerde tutarın %60'ı, büyük firmalarda %50'si hibeye dönüşür, kalan kısım proje bitişinden 1 yıl sonra başlayarak en fazla 4 yıl içinde taksitle geri ödenir.

1832 çağrısında proje bütçesi üst sınırı ne kadar?

Mikro/küçük KOBİ'lerde 15.000.000 TL, orta ölçekli KOBİ'lerde 24.000.000 TL, büyük ölçekli firmalarda 51.500.000 TL üst sınır uygulanıyor. Destek oranı KOBİ'lerde %80'e, deprem bölgesindeki KOBİ'lerde %90'a kadar çıkabiliyor.


YEŞİL DÖNÜŞÜM SÜRECİNİZDE DOĞRU ORTAĞI SEÇİN

1832 çağrısı için proje fikrinizi döngüsel ekonomi ve organik gübre üretimi ekseninde kurguluyorsanız, saha deneyimine dayanan bir üretim modelini incelemek başvurunuzun teknik gerekçesini güçlendirebilir. Rivasol'ün solucan gübresi ve humik asit ürünlerini keşfedin.

Rivasol, organik girdi üretiminde döngüsel ve yerel tedarik ilkesini benimser.