Solucan Gübresi Üretiminde Solucan Mamasının Önemi Ve Solucan Maması Hazırlanması

solucan-mamasi-rivasol

Solucan Gübresi Üretiminde Kullanılan Solucan Türleri

 

 

Organik Atıkların solucan gübresine dönüştürülmesinde potansiyel olarak en yaygın olarak kullanılan 6 solucan türü sırasıyla; sıcak bölgelerde yaşayan Eisenia Fetida, Eisenia andrei ile benzer tür), Dendrobaena veneta ve Lumbricus rubellus ile tropik bölgelerde yaşayan Eudrilus eugeniae, Perinoyx excavatus ve Perionyx hawayana ’dır. Vermikompost üretimi amacı ile diğer epigeic solucanlar da kullanılabilir fakat bu 6 tür kadar yaygın değildir.

 

Ülkemizde faaliyet gösteren solucan firmalarındaki solucan türlerinin ne olduğuna ilişkin kurumsal olan ve resmi olarak üretim yapan birkaç firma dışında kesin bir bilgi olmamakla beraber, genellikle E. Fetida ( Kırmızı Kaliforniya Solucanı ) veya E. andrei olduğuna ilişkin yaygın bir kanı mevcuttur. Dünya üzerinde binlerce solucan türünün var olduğu bilinmesine rağmen, gübre üretiminde kullanılabilecek solucanların çok az sayıdaki türlerden oluştuğu bildirilmektedir.

 

Amerika’nın Vermont eyaletindeki ormanlarda yaşayan "invasive" yani istilacı solucanlar olarak bilinen Amynthas agrestis türündeki solucanların da dışkılarının gübre özelliği taşıdığı bildirilmiştir. Ancak bu türler spesifik olarak soğuk iklimde ve orman koşullarında sürekli nemli olan ortamlarda yaşayabilen, yaygın olmayan toprak solucanlarıdır. Ülkemizdeki solucan türlerinin kesin bir sınıflandırılması tam olarak yapılabilmiş olmayıp, bu konuya araştırıcıların eğilmesi büyük önem taşımaktadır.

 

 

Vermikompost Üretiminde Solucan Yemi Hazırlamak Amacı ile Kullanılabilecek Atik/Artık Materyaller

 

Toprak solucanları hayvansal ve bitkisel kaynaklı organik maddelerle beslenmektedir. Kullanım yaygınlığı sırasına göre; sığır, tavuk, at, ördek, hindi, domuz ve tavşan dışkılar solucanlara besin olarak verilebilmektedir. Bunun dışında bitkisel üretim artıkları (hasat ve budama sonrası tarlada kalan artıklar) evsel atıklar, kâğıt, talaş, sebze ve meyve kabukları-atıkları vb. gibi organik maddeler de solucanların önemli besin kaynaklarını oluşturmaktadır. Birçok tarımsal, evsel, endüstriyel ve çiftlik kökenli atıklardan vermikompost üretilebilmektedir. Bunlar bazen hasat atıkları, bazen budama atıkları olarak, bazen de diğer kaynaklı atıklar olabilmektedir.

Vermikompost elde edilen atıklar; zeytin, bağ, ceviz, badem, fındık ağaçları budama atıkları, mısır, buğday, ayçiçeği, çeltik, arpa, yulaf anız atıkları, ağaç kabukları, çeşitli sert kabuklu meyve kabukları, inek-koyun- keçi-at-tavşan gübreleri, evsel meyve-sebze mutfak atıkları ve öğütülmüş kâğıt-talaş atıklarıdır. Bunların dışında gıda fabrikalarına ait birçok yan atık ürünlerin vermikompost yapılabilme olanakları üzerinde çeşitli proje ve on araştırma çalışmaları yapılmaktadır.

Bunlara ilaveten ülkemizin çeşitli yörelerinden temin edilen öğütülmüş fındık, ceviz, yer fıstığı diş kabukları, üzüm fabrikalarından çıkan cibre vs. gibi atıklar.

Pamuktan iplik üretilen fabrikaların bazı organik atıkları, şeker fabrikalarının şeker pancarı posa atıkları, tütün-çay işleyen fabrikaların bazı organik atıkları, zeytin, ayçiçeği, kanolar yağı fabrikalarına ait kabuk-posa gibi materyallerin de bu amaç doğrultusunda kullanılıp kullanılamayacağına dair çalışmalar yapılmaktadır.

 

Ayrıca evsel gıda atıkları [meyve-sebze kabukları, et- kemik bulunmayan yemek atıkları vb.) ile organik bitkisel içerikli hal-pazar atıklarının da vermikompost olarak değerlendirilebilme olanakları düşünülmektedir. Söz konusu bu atıkların vermikompost olarak kullanılıp kullanılamayacağına dair yapılan çalışmalardan elde edilen vermikompost gübreleri, benzer şekilde çeşitli laboratuvar, sera, tarla denemeleri yapılmak suretiyle uygulamaya dönüştürülmekte ve sonuçları bilimsel kıstaslara göre değerlendirilerek çeşitli çalışmalar-bilimsel yayınlar şeklinde tarımsal yayımcılık hizmeti olarak konuya ilgi duyanlarla paylaşılmaktadır. Bu amaca hizmet edecek olan sosyal medya araçları da zaman zaman kullanılmaktadır.

 

Vermikompostun içeriği üzerine en önemli etki eden faktörlerden birisinin solucanlara yedirilen yemin olduğu görülmektedir. Bunun haricinde kullanılan solucanın turu, gübrenin üretildiği ortam şartları ve uzmanlık da diğer önemli faktörler arasındadır. Solucanlara verilecek besin maddelerinin fiziksel ve kimyasal yapıları da çok önemlidir. Çünkü solucanlar bu maddeler içerisinde aylarca yaşarken bir yandan da beslenmektedirler.

 

Dolayısıyla solucan yataklarına eklenecek besin maddelerinin pH, tuzluluk, amonyak ve nem düzeyleri gibi kimyasal ve fiziksel özellikleri solucanların sadece beslenmelerini değil aynı zamanda yaşam ortamlarının kalitesini de etkilemektedir. Yapılan çeşitli araştırmalarda E. Fetida için ideal olan yaşam ve besin ortamı koşullarının; sıcaklığa ' 15-24 C. , nem düzeyi % 60-90, amonyak düzeyi 0.5 mg/g'dan düşük, tuz miktarı 0.5mg/kg'dan az, pH değeri 5-9 arasında ve oksijence zengin olması gerektiği saptanmıştır

 

Vermikompost Üretim ve Kalite Parametreleri Nelerdir?

 

Vermikompostun üretim aşamasında aşağıdaki parametreler yerine getirildiğinde, kaliteli solucan gübresi elde edilebilmekte ve sürdürülebilir solucan kültürü [Vermikültür] sağlanabilmektedir.

 

Sıcaklık: Vermikompost yapımında kullanılan solucanlar için ideal sıcaklık değeri ortalama olarak 0-35 C'dir. Ancak en ideal sıcaklık değeri 25 C'dir. Yataklar içerisindeki yem ve yaşama ortamının sıcaklığının homojen olarak her yerde ayni derecede olması arzu edilir. Sıcak su taşıyan boruların yatakla içerisinde bulunması, solucanların kışın soğuk dönemlerinde sıcak su içeren borulara yakın yerde birikmesi nedeniyle yatak içindeki yemin tamamını yemedikleri ve kesilen solucan gübresinin de % 100 vermikest içermediği görülmektedir. Bu nedenle ortam ısıtması şeklindeki yöntemler daha doğrudur. Bu konu, hem solucan sayılarının artırılması, sağlıklı solucanların elde edilmesi ve hem de kaliteli solucan gübresi elde edilmesi açısından son derece önemlidir

 

Nem: Atik materyallerin yatak içerisindeki çürümesini devam ettirmesi için özellikle mikroorganizma faaliyetlerini artırmak açısından da % 75 civarında nem değeri sağlanmalıdır Yaklaşık olarak % 85'in üzerindeki nem olan yataklarda, solucanların boğulma şeklinde ölmeleri ve yumurtadan çıkan yavruların çürümeleri şeklinde olumsuz durumlar yaşanabilir. Yataklardaki ortamın kuru bırakılmasının da solucan ölümlerine yol açtığı bilinir. Çünkü solucanlar derileri ile solunum yaparlar ve derinin de nemli tutulması son derece önemlidir. Otomatik sisteme ve sulandırma sistemlerinin avantajlı olduğu bildirilmektedir.

 

Koku: Eğer doğru kompost elde edilirse, solucanlara yem olarak verilmek üzere hazırlanan malzeme kurallara uygun biçimde çürütülürse, ortamda koku olması beklenmez. Diğer türlü usulüne uygun olarak hazırlanmayan kompostolarda zararlı anaerobik gazlar ve metan gazı birikmesi gibi nedenlerle, yataklarda yemleme yapıldığında, bu kokuya bağlı ısı artması gibi çeşitli nedenlerden dolayı solucan ölümleri yaşanabilir. Hava akıntısının olduğu üretim ortamlarında istenmeyen bazı durumlar ortaya çıkmaktadır. Bunlardan en önemlileri özellikle kışın sıcaklığın azalması ve termofilik reaksiyonların ferenlenmesi şeklinde bilinmektedir.

 

Işık: Solucanlar, mavi ışık dışındaki gün ışığına maruz kaldıklarında; onların derilerindeki gözeneklerde ağrının tetiklenmesi söz konusudur. Bu nedenle solucanları yüzeyde değil de yem içerisinde tutmak önemlidir. Yani kısaca solucanların bulunduğu ortamdaki ışık yoğunluğunun azaltılması gerekir. Solucanları bulundukları yataklarda gün ışığından korumak için ağır perdeler kullanmalı veya fazla aydınlık olmayan ortamlar sağlanmalıdır

 

PH: Solucanlar sağlıklı ve aktif olarak genellikle 4.5-9.0 arasındaki pH değerlerinde yaşayabilseler de, en ideal oranın 7.5-8.0 olduğu bilinmektedir. Bu değerlerin sağlanması için zaman zaman solucan yemlerine yumurta kabuğu, saf kireç vs. gibi ilave maddeler karıştırılabilir.

 

Oksijen: Yığın içindeki oksijenin % 5'ten az olmaması , % 15'ten fazla olmaması, ortalama olarak % 10 civarında olması önerilmektedir. Düşük havalanma kadar, yüksek hava akışının da yığın içerisinde olması, kompost kalitesini bozduğu ve N kayıplarına sebep olduğu için arzu edilmemektedir.

 

Karbondioksit [CO2]: Kompostlama sırasında karbondioksit, mikroorganizmalar tarafından solunum yoluyla salınmakta ve böylece ortaya çıkan CO, yoğunluğu mikrobiyel aktiviteye, kullanılan kompost materyaline bağlı olarak değişiklik göstermektedir. Mikroorganizmalar kompost içerisinde genel olarak ton başına 2-3 kg CO2 üretirler. Kompostlama esnasında üretilen karbondioksitin genellikle fotosentez amacıyla bitkiler tarafından adsorbe edilmesinden dolay düşük çevresel etkisi olduğu kabul edilir.

 

Yatakların Derinliği: Ülkemizde profesyonel olarak üretilen ve kullanılan yataklar genellikle 70 cm derinliğe sahiptir. Ancak genel bir kural olmamakla birlikte, atıkların 30 cm'den d derinde yer almaması, olası yüksek sıcaklığın solucanlara zarar vermemesi nedeniyle kuvvetle önerilmektedir. Çözüm olarak solucan yataklarına haftada bir kez düzenli olarak yem ilavesi yapılmasının uygun bildirilmektedir

 

 

Solucan Gübresi Bitkilerde Kullanım Miktarları Ve Öneriler

 

 

Kırmızı Kaliforniya Solucanı Biyolojisi Ve Karakteristiği

 

 

Ticari Solucan Gübresi Üretiminin Püf Noktaları

 

 

Solucan Gübresi Nedir Ve Nasıl Yapılır?

 

 

Solucan Gübresi Karlı Bir İş midir?

 

 

Solucan Gübresi Üretiminde Yol Haritası Nasıl Olmalı.

 

 

Rivasol ® Blog

 

 

Etiketler: solucan gübresi, solucan maması, kırmızı kaliforniya solucanı
Şubat 28, 2019
Listeye dön